Emin Borazan
Malkara'da Geçmişin İzinde 4 : Mekke Kadısı Malkaralı Yahya Bin Derviş Efendi
11 Ocak 2018 Perşembe 12:06:51
Bu Yazı 638 defa okundu.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde dünyaya gelen,  mütevaziliği, merhameti ve dinine olan bağlılığıyla sadece halkın gönlüne girmekle kalmamış, işindeki başarısı ve engin bilgi birikimiyle Padişah II. Selim zamanında Osmanlı Devleti'nin Şeyhulislamı Ebussüud Efendinin hizmetinde bulunarak onun takdirini kazanmış, ve III. Mehmet döneminde Anadolu ve Rumeli Kadıaskerliği yapmış, bir dönem Mekke Kadısı Olarak Hünkar Şeyhi ünvanını almış Malkaralı büyük bir devlet adamını sizlere tanıtmak istiyorum.

Hani diyordum ya, Malkara'nın sokakları, caddeleri, yokuşları sayısız hatıranın izlerini taşır üzerinde. Hakikaten bu doğru. Malkara'nın geçmişine açılan kapı şöyle bir aralansa, neler neler çıkacak karşımıza. Bugün içinde yaşadığımız bu mütevazi ve küçük ilçenin geçmişte bağrından çıkardığı devlet adamları, evliyalar ve bazı büyük şahsiyetlerin namları, isimleri bugüne kadar gelebilmiştir. 

Onlardan biri de YAHYA BİN DERVİŞ Efendidir. 

Malkara'da dünyaya gelen Yahya Bin Derviş Efendi, gençliğinde lüzumlu ilimleri tahsil ettikten sonra, kırâat ilmi ile meşgûl oldu. Daha sonra Malkara'da Pîr Ali Efendi’nin yaptırdığı Sibyan mektebine muallim oldu.

Bir müddet muallimlik yaptıktan sonra, anlayışının kuvvetli, zekâ ve hafızasının güçlü olması sebebiyle, büyüklerinin tavsiyesi üzerine İstanbul’a gidip, medreselerde ilim tahsiline devam etti. Ebüssü’ûd Efendi’nin hizmetine girdi.

O mübârek zâtın yanında yetiştikten sonra, çeşitli medreselerde talebelerine ilim öğretti. Sitti Hâtun, Mahmûd Paşa ve Eyyûb Sultan medreselerinde müderrislik yaptıktan sonra, 1000 (m. 1591) senesinde Sahn-ı semân Medresesi’ne, iki sene sonra Yavuz Sultan Selîm Medresesi’ne bir sene sonra Edirne’de Selîmiye Medresesi’ne müderris ta’yin edildi.

1003 (m. 1594) senesinde Sultan Üçüncü Mehmed Hân pâdişâh olunca, Mekke-i mükerreme kadılığına ta’yin edildi. Bu vazîfede iken hünkâr şeyhi oldu. Daha sonra Anadolu kadıaskeri, aynı sene Rumeli kadıaskeri oldu. 1006 (m. 1597) senesinde emekli oldu.

1010 (m. 1601) senesinde tekrar Mekke-i mükerreme kadısı oldu. İki sene bu vazîfede kaldı. Bir sene de Mekke-i mükerremede ibâdetle meşgûl olup, deniz yoluyla İstanbul’a gitmek için bir gemiye bindi. Gemi denizde korsanların saldırısına uğradı. Yahyâ Efendi de kâfirlere karşı kahramanca çarpıştı. Birçok yerinden yaralanıp şehîd oldu. Cenazesi şehit olduğu yerde denize bırakıldı.

Yahyâ Efendi, iyilikseverliği, mahlûkâta karşı şefkat ve merhameti, sağlam i’tikâdı, temiz kalbi ile tanınırdı. Gündüzleri devamlı oruç tutar, gecelerini ibâdetle kıymetlendirirdi. Eline geçenle kanâat eder, daha fazlası için uğraşmaz; “Hazırının şükrünü eda edemiyorum, fazlasını ne yapayım” derdi. Bir defasında da; “Bu dünyâ bahçesi, sıkıntı dikenleri ile dolu ekip-biçilen bir tarla gibidir. Hergün bir dikenin batıp acıtmaması tasavvur edilemez” buyurmuştur.

Haftaya Farklı Bir Konuda Görüşmek Ümidiyle...

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Malkaram Şehir Portalı