Ufuk Selen
Ya Bizi Kim Ayıplasın ?
14 Ekim 2014 Salı 15:37:54
Bu Yazı 1675 defa okundu.

“Özrün Efendisi En Yakınım Olur, Diler Yoluma Devam Ederim…”

Herkes sırtını bir yerlere dayamış soğuk kış gecelerinde bahara inat. Oysa yaşanılması gereken güzellikler, hep başıboş hep yalnızlıklara sarmaş dolaş, kimse farkında değil. Dün bir yıllanmış çınar gördüm. Öylesine yaşlı gözlerle bakıyordu etrafına, yaklaştım dalından tuttum. Nasılsın demek geçti içimden, benim kadar yalnız mısın, benim kadar çaresiz misin demek geçti. Oysa ne o buna cevap verecek durumdaydı, nede ben bu soruyu ona soracak durumdaydım…

Tutarsızca bakıştık dur denilemeyen çaresizliğimize. Sessizce ayrıldık. Hayat bazen sessizce sırtımızı yaslamamız gereken güçlerle sınar bizi. Kimi en popüler kültürlere dayamış sırtını, kimi en soğuk siyasetlere, kimi en zenginin avlusuna bağlamış kendini, kimi en fakirin lokmasına dikmiş gözünü. Herkes sırtını dayayıp yaslanacağı birilerini bulmuş, çıkarları uğruna. Çıkarlarının bittiği en son noktaya kadar sömürüyle beslenecek yalakalıklar…

Ya sonra, bitince sömürecek tekkedeki lokmalar, herkes bir birine can düşman. Kızıyorum kendimce bu gidişe, bu karşı konulmaz çaresizlikteki insanların yaşam biçimine. Saygı duyulması gereken insanları yok eden bu serseri gidişe, serzenişim var.

En tanıdığını sandığın insan bir anda çıkarları uğruna satabiliyorsa sizi, ya da cüssesi beş para etmez kişilikler ayakta alkışlana biliyorsa, utanç damarlarımız işlemiyor demektir. Utanmayan insanın kızarmaz yüzü ve kızarmayan yüzler daha pişkin yalan söyleyebilir. Biraz senden, biraz benden, biraz kendimizden başlayarak suçlamaya, gidişata hoyratça alkış tutmak yerine, çürümüş domates fırlatmak gerekir kişiliğini kaybetmişlere.

Mevsim, soğuk kışın tam ortası. Bazıları köşe bucak ekmek parası derdinde, bazıları da derdine çare bulmaya çalışanları nasıl kullana bilirimin peşinde. Herkes bir merdiven arayışında bir üst kattan bakabilmek için hayata. Oysa çıktığı katlardan hiçbir zaman nasılsa inmeyeceğim duygusunda. Hayat bir adım atmamızı sağlarken yukarılara, ruhumuzdan kaç adım indiriyor aşağıya farkında mısınız?

Bu günlerde televizyon ekranlarından duyulan çığlıklar bir yanımızı değiştiriyor. Duymamak için en popüler şarkılarla kulaklarımızı tıkıyoruz. Birileri bizim adımıza en önemli kararları veriyor, biz oturmuş en komik yerli dizileri izliyoruz. Birileri işsizlikten çocuklarını eşini öldürüyor, biz heyecanla katılmadığımız yarışmalardan para kazansak ne yaparımın hayalini kuruyoruz. Birileri ülkeyi parsellemiş satıyor, biz magazin programlarında konuşamayan mankenleri ayıplıyoruz. Ya bizi kim ayıplasın?

Düşünen varlık olduğumuzu madem unutacaktık, insanız diye dolaşmak niyedir anlamıyorum. Zaten onun içindir, bende bu günlerde düşünemeyen varlıklarla konuşuyorum. Bazen susmak konuşmaktan daha çok şey anlatıyor insana. Düşünen bir insan olduğumuzu unutmamız adına ön ayak eden bu elektronik çağda, televizyonlar ve internet bizim adımıza her şeyi düşünüyor nasıl olsa. İyide bu iletişim aletlerini bizlere sunanlarda insanlar değil mi ki? Yani neden bu hazır düşünce denizinde kendimizi boğulmaya mahkûm edişimiz anlamıyorum.

Söyleyecek kendine ait bir cümlen olmayacaksa eğer, yaşlı bir çınardan ne farkın kalacak yıllar sonra. Eğer böyle düşünmeden yaşamaya devam edersek ve şehvetli alkışlar tutarsak her şeylere. Sırtımızdan geçinen çok olur bu gidişle…

Beni üzen aslında

Üzüldüğüm için değil

Bazen sözle anlatılmaz y

Kelimeler şikayetlenir

Yıllara meydan savaşı ilan edince

O cesaret, kin koca bir volkan olur

Sonra da önünde eğiliverir

 

Sahici her şeyin asıl rengi

Kalbime kaç kere sorduysam

Hep bana ismini heceledi

Ben de inanıp ona uyduysam

Eğer bir gün fark etmeden, istemeden, seni kırdıysam

Özrün efendisi en yakınım olur

Diler yoluma devam ederim

 

Haftaya farklı bir konuyla görüşmek üzere...

Ufuk SELEN

E:Mail: ufukselen@ufukselen.com

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Malkaram Şehir Portalı