Emin Borazan
Sudan Ucuz "SÜT"
13 Mart 2016 Pazar 13:03:48
Bu Yazı 614 defa okundu.

Sudan ucuz "SÜT” olur mu demeyin. Bal gibi de olur. Yıllardır Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın uyguladığı yanlış politikalar, üreticinin tarlasına, damına, köyüne ayak basmadan oturdukları yerden masa başında çıkardıkları yasalardan, yönetmeliklerden sonra; sütün, su kadar bile değeri kalmadı.

Trakya’da tarım ve hayvancılığın merkezi olan Malkara’da da tıpkı diğer her yerde olduğu gibi üretici zor durumda. Süt üretimi bahar aylarıyla birlikte artarken, bunun tersine süt fiyatları da düşüyor. Üreticiyi etkisizleştiren, elini kolunu bağlayan, sanayicinin iki dudağı arasına mahkum eden bu sistem devam ettiği sürece maalesef üreticinin geleceğe umutla bakması imkansız.

Büyük Marketler Piyasayı nasıl Etkiliyor?

Diğer taraftan, ineğin memesinden 1 lira 15 kuruş olarak çıkan süt, sanayide işlenip market raflarına yaklaşık 3 TL olarak geliyor. Marketlerde satılan süt ve süt ürünlerinin fiyat etiketleri aslında büyük bir gerçeği de belgeliyor. Hipermarketlerin piyasayı nasıl etkilediği gerçeğini. Evet bu krizin nedenlerinden biri de hipermarketlerin önüne geçilmez kazan kazan sistemidir. Bu tek taraflı sistem oldukça basittir. Üreticiden ucuza al kazan. Tüketiciye pahalı sat kazan. Her birimiz adalet ve vicdandan yoksun olan bu sistemin içinde kaybolup gidiyoruz.

Biz tüketiciler farkında olmadan bu sisteme hizmet ediyoruz. Nasıl mı? Marketten aldığınız peynirin içeriğine, üretim tarihine bir bakın. Gerçek peynir, üretildikten sonra en az 4-5 ay buzhanede bekletilerek olgunlaşması sağlanır. Ondan sonra raflardaki yerini alır. Halbuki marketlerde satılan kültür peynirleri ve diğer süt ürünleri, üretildiği gibi anında raflarda satışa sunuluyor. Üstelik raf ömrü uzun olsun diye içerisine bir sürü kimyasal katkı maddesi de eklenerek. Hem pahalı, hem de sağlıksız.

Bilinçli Tüketici Olmalıyız

İşte bu da bize tüketim yaparken ne kadar bilinçsiz olduğumuzu gösteriyor. Tüketicinin bilinçli olması aslında her şeyi çözecektir. Bilinçli tüketici olduğu zaman, şu anda üretim yapan firmaların büyük bir kısmı kalitesiz ürünlerini satamayacaktır. Gerçek peynir üreten firmalar, sırf bu nedenlerle bugün ürününü pazarlayamıyor. Çünkü marketler, daha ucuza mal ettikleri kültür peynirlerini tüketiciye çok daha büyük karlarla pazarlayabiliyor. Gerçek peyniri rafına koymuyor. Marketçilerin ticaretten anladığı, UCUZA MAL ET, YÜKSEK KARLA SAT” anlayışıdır.

Ulusal Süt Konseyi de Kim Oluyor?

Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik dün Konya’da gündeme ilişkin açıklama yaptı. Açıklamasının bir yerinde şu ifadeleri dikkatimi çekti. “Süt fiyatları konusunda sanayiciden dert yanan Çelik, şunları kaydetti: “Şimdi sütü üreten üreticimiz ile sanayicimiz, Ulusal Süt Konseyi'nde oturuyorlar biz bakanlık olarak orada yokuz ve burada diyorlar ki 'sütün litresi 1 lira 15 kuruş' Kim belirliyor? Ulusal Süt Konseyi. Biz var mıyız, yokuz.

Sayın Bakanımız burada kendi başına hareket eden bir konseyin varlığına işaret ediyor. Üstelik Türkiye’deki tüm süt piyasasını elinde tutan bir konsey. Kimdir bu Ulusal Süt Konseyi? Kimlerden oluşur? Kimin için çalışır? Bu Ulusal Süt Konseyinin üretici tarafındaki temsilcilerinin, üreticiyi ne kadar temsil ettiği, üreticinin haklarını ne kadar savunduğu en çok tartışılan konuların başında geliyor. Süt Üretici Kooperatifleri de yine aynı şekilde temsil ettiği üreticilerle bir güven sorunu yaşıyorlar. Bu kooperatiflere üye olan birçok üretici bağlı bulunduğu kooperatife güvenmiyor.

O zaman sonuç olarak bakıldığında ortada sistemden kaynaklanan ciddi sıkıntılar mevcut. Bunun bir tarafında mağdur edilen üretici var. Bir tarafında işlerliği tartışılan üretici kooperatifleri var. Diğer tarafında sütün alıcısı olan ve sürekli fiyatları aşağı doğru baskılayan bir sanayici gerçeği var. Ve bütün bu oluşumların merkezinde de yaşanan sorunların en önemli aktörü olarak Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yer alıyor.

Sayın Bakanımız Faruk Çelik, bir strateji belirlemek zorunda. Bu işin takma akılla olmayacağını artık anlamalı. Tarım ve hayvancılıkta artık reform şart. Değişen günümüz koşullarına göre, tarım ve hayvancılık yeniden ele alınmalı. Üretimi destekliyoruz diyorsunuz. Ama bakıyorsunuz hibeler, teşvikler büyük firmalara peşkeş çekiliyor. Bugün yaşanan süt krizinin temelinde de bu yatıyor. Üretim artsın diye eni sonu düşünmeden yapılan projeler, gün geliyor elinizde patlıyor. Görünen o ki, köylüyü ve çiftçi aileleri korumak, onların eğitimine önem vererek, gençlerin köyünde kalmasını sağlayacak destekler ve hibeler vermek, gerçek üreticiye sahip çıkmak ilk icraatınız olmalı.

Sonrasında sanayiciyi masaya yatırın. Aslında şu anda piyasada üretim yapan birçok firma, sektörün temeline dinamit koyuyor. Sektörün gelişmesini engelliyor. Neden? Çünkü ülkemizde bu konuda bir kalite standardı yok. Peyniri kalitesine göre kategorilere ayırmak gerekiyor.  Devlet, üretimdeki kalite standartlarını belirlemediği sürece bu sektörde kaliteli üretim yapan gerçek firmaların ayakta kalması çok zor. Bu, diğer tüm gıda ürünleri üretimi için de geçerli.

Mehdi Eker’le Kaybolan Yıllarımız

Onca yıldır ülkeyi yöneten Ak Parti Hükümetleri içinde en kötü yönetilen bakanlık Tarım ve hayvancılık Bakanlığı olmuştur bence.  Bir tarım ülkesi olarak Türkiye için bu büyük bir talihsizliktir. Mehdi Eker, sanki çok başarılıymış gibi, her dönem yeniden Bakan yapıldı. Ta ki 1 Kasım seçimlerine kadar. Nihayet bir değişim olduğu için sevindik.  Yerine Eski Çalışma Bakanı Faruk Çelik getirildi. Ama aldığımız duyumlara göre Halefi Mehdi Eker, bakanlığı kaybetmeyi hazmedememiş olacak ki, içerdeki bürokratlar üzerinden baskısını sürdürdüğünü işittik. Ne kadar doğrudur bilemiyorum. Ama eğer doğruysa, Faruk Çelik’in buna müdahale etmesi şart. Yola çıkmadan önce Bakanlıkta bir temizlik yapmak gerekebilir.

Sayın Bakanımız Faruk Çelik'e :

Sayın Bakanımız Faruk Çelik; üreticiye ve çiftçiye yakın olmanız, onların dertlerini sıkıntılarını doğru analiz etmeniz, sorunları aşmak için son derece önemli. Yaşanan bu sıkıntıları etrafınızdakilerden de dinleyin. Ama sadece onlardan duyduğunuza göre hüküm vermeyin. 

En temel sorun üreticinin girdi maliyetlerinin yüksekliği ve ürününün para etmemesi. Ondan sonra giderek yok olan köy nüfusu ve üretim sorunu var. Köyden kente göçte müthiş bir artış yaşanıyor. Bu konuda acilen sosyal ve ekonomik bir reform gerekli. Dikkat ederseniz önce sosyal sonra ekonomik dedim. Evet şu anda özellikle köydeki  bayanların sosyal güvencesinin, sosyal bir yaşamının olmaması köyden kente göçün en önemli nedeni. Evlenecek kızlar, köye evlenmiyor. Köydekiler de bir an önce şehre taşınmak için gün sayıyor. Hal böyle olunca birkaç yıl sonra köyler boşalacak. Hayvanlar satılacak. Tarlalar elden çıkarılacak. Bunun olmaması için köylü bacılarımızı, analarımızı sosyalleştirmek, onları eğitmek ve toplumun içine katmak zorundayız Sayın Bakanım.  

Haftaya Farklı Bir Konuda Görüşmek Üzere...

Emin Borazan

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Malkaram Şehir Portalı