Emin Borazan
Büyük Umutlar!...
2 Mayıs 2016 Pazartesi 08:11:06
Bu Yazı 585 defa okundu.

Tarımda çalışan nüfusa duyulan ihtiyacın azalması, artan sanayileşme ve büyük şehirlerin cazibesi kişileri köyden kente göçe zorlayan en önemli etkenlerdir. Bir tarafta umudun ve hayallerin artık tükendiği, her geçen gün daha da itici hale gelen köy yaşamı; diğer tarafta da yepyeni bir hayat, büyük umutlar ve beklentilerle köydeki genç nüfusu bir mıknatıs gibi kendine çeken ışıltılı şehir yaşamı.

Bugün şehirlerde yaşayan insanların büyük bir kısmının kırsal kökenli olduğunu biliyoruz. Bu bir gerçek. Burada cevabı en çok merak edilen, en önemli soru şu: Şehrin çekici cazibesine kapılıp daha iyi bir yaşam umuduyla köyünü terk eden binlerce ve hatta milyonlarca insandan acaba kaç tanesi şehirde umduğunu bulabildi?! Bunun cevabını çok merak ediyorum. Ve bugün imkan bulsa, acaba kaç kişi köyüne geri dönecek cesareti gösterebilir? Bu soruların çok önemli sorular ve cevaplarının da bir o kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizde 1950'li yıllarda başlayan şehirleşme ve kırdan kente göç olayını bu çerçevede değerlendirebiliriz. Türkiye'de kentleşme, sanayileşme ile paralel olarak gerçekleşmemiştir. Ülkemizdeki o dönemlerde hızlı kentleşmenin ardında daha çok tarımda makineleşme, kır işsizliği, gibi sebepler bulunmaktaydı.

1935 yılından itibaren ülkemizde yapılan genel nüfus sayımları Türkiye'nin nüfus artış hızını ve kır ve şehir nüfuslarının genel nüfus içerisindeki payını vermektedir. Buna göre belli başlı tarihleri alarak bu oranları verdiğimizde şu şekilde bir tablonun ortaya çıktığını görmekteyiz.

1935 yılında nüfusumuzun % 23. 53'ü şehirlerde, % 76.4Tsi kırsal kesimde yaşamaktadır.

1950'de şehirler % 25.04, kırlar % 74. 96,

1960'da şehir nüfusunun genel nüfusa oranı % 31.92, kır nüfusunun oranı % 68.08'dir.

1970 yılında ise şehir nüfus oranı % 38.45, kırların oranı % 61.55'tir.

1980 de ise şehirlerin nüfus oranı % 43.91 'e yükselirken, kır oranı % 56.19'a inmiştir.

 1990'da şehir nüfus oranı % 59.01, kır oranı ise % 40.99'dur.

2000’de ise şehir kapsamına giren yerleşim yerlerinin toplam nüfusa oranı daha da artarak % 64.90'a ulaşmıştır. Kırların oranı ise % 35.10'dur.

2000 yılından günümüze kadar şehirlerin nüfusa oranının daha da artmış olacağını tahmin etmek zor değildir .

Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerine göre, 1965 - 1990 arasındaki dönemde, ülkemizin nüfusunun binde 65 ile 107 arasında değişen oranlardaki bölümünün (2.5 ile 4 milyonluk nüfus) beşer yıllık sayım dönemlerinde iller arası göçe katıldığı ortaya çıkmaktadır. Yılda ortalama 550 000 ile 800 000 arasında değişen sayıdaki insanın göç ettiği ve 25 yıllık sürede bu harekete katılan nüfusun 16.3 milyonu bulduğu anlaşılmaktadır ki, bu da ülke nüfusunun %13 'ünün yer değiştirmiş olduğunu ifade etmektedir

1950 yılından itibaren gerçekleştirilen göç hareketlerine baktığımızda bunun daha çok köyden kente doğru olduğunu görmekteyiz.

1980'den sonra bu tablonun değişmekte olduğunu ve göçün istikametinİn küçük şehirlerden daha büyük şehir veya metropollere doğru yöneldiği dikkatimizi çekmektedir.

Sanayileşmenin ve sanayi toplumunun ve çağdaş medeniyetin sembolü olan kentler ve kentleşme olgusu azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir kabus anlamına gelmektedir. Tarımsal üretimin daha da fazla desteklenerek Türk çiftçisinin refah düzeyinin arttırılması, sosyal yaşam ve eğitim açısından büyük metropollerdeki olanakların küçük şehir ve kasabalara da  taşınmasıyla göçün nedenleri ortadan kaldırılabilir.

Sonuç olarak, Kırsal kalkınmanın sağlanarak köyden kente göçün önüne geçildiği vakit,  hem büyük metropollerde oluşan ve her geçen gün daha da büyük bir sorun haline gelen nüfus patlamasının önüne geçilmiş olacak, hem de tarımsal üretimdeki  artış, diğer sektörleri de doğrudan veya dolaylı olarak etkileyerek ülkemizin her alanda daha da hızlı büyümesinin önünü açacaktır.

Haftaya Farklı bir Konuyla Görüşmek Üzere...

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Malkaram Şehir Portalı