Fatih Ardıç
EMEĞİ SÖMÜRÜLÜP, KANI EMİLEN TAŞERON İŞÇİLERİ...
10 Mayıs 2016 Salı 13:11:57
Bu Yazı 2133 defa okundu.

Hayatta ne için çalışıyoruz?

Çalışırken vaktimiz ve emeğimiz ne kadar değerli değil mi?

İşimizi sevsek de sevmeksek de sonuçta herkes hayatını sürdürebilmesi, ailesinin geçimini ve masraflarını karşılayabilmesi, durumu iyi olanlar ise gelecek için birikim yaparak hayati güvencesini arttırmak için çalışmakta, çalışmaktayız. Yani genelleme yapabilirsek  herkes para için çalışmakta.

Peki taşeron nedir? Taşeron işçisi kimdir? Hangi haklardan mahrumdur?

Bir işin bir bölümünü , esas  işi yapan kurum ya da kişiden alarak , o işi yapmaya başlayan kişi, kurum  ya da firmaya taşeron adı verilir. Taşeron kavramını  yasalarda “alt işveren” olarak geçmektedir.

Taşeron iş yapan  firmalarda çalışan işçilere (emekçilere) taşeron işçi denir.

Yani taşeron işçiler bir işin esas bölümünde  değil de  işin asıl yürümesine yardımcı olan yan kollarda görevlendirilebilir. Maalesef bu memleketimizde böyle olmamaktadır. Taşeron işçileri hem asıl işlerde asıl personel gibi çalıştırılmakta, hem de diğer asıl çalışan kadrolu personeller gibi hiç bir hakkı olmamakta. Bir kaç örnek verelim…

 

Yerel kamu kuruluşları işçi ihtiyaçlarını özel firmalardan hizmet satın alınımı altında yapmaktadırlar. Yani bu kurumlar direkman bünyelerine çalışan kadrolu personel olarak değil de özel firmalar aracılığı ile bünyelerinde çalıştırmak için personel alırlar. Hizmet bedeli karşılığında işçilerin maaşları sigortaları ödenmektedir. Her alışverişte olduğu gibi taşeron hizmeti alan kamu kurumları aldıkları hizmetin bedelini ödemekle mükelleftirler.

Böylece taşeron işçileri devletine ve milletine hizmet vererek, özel firma aracılığı ile çalışmaktadırlar. Çalışanların iş güvenliği ve hakları devlete ait olmayıp özel firmaların insafına kalmış oluyor. Mesela bu özel firmalar her sene firma değişikliği veya yeni iş sözleşmesi adı altında iş sözleşmeleri yenilenmekte ve işçilerin her yıl gün kaybı yapmadan, senesi dolmadan işten çıkarılıp tekrar işe alınmaktadır. Böylece senelerce çalışan işçiler hep bir seneden az çalışmış gözükmektedirler.  Bu hareketle işçilerin yıllık izinleri, kıdem tazminatları vb. Birçok haktan mahrum etmiş olmaktadır.

Peki özel firmalar bu işlemleri yaparken buna göz yuman, aldığı hizmetin karşılığını ödemediği için işçinin aç kalmasını sağlayan. Resmen işçinin haklarını çalarak, sırtından nemalanan Yerel Kamu Kuruluşlarına ve idarecilerine ne demeli?

Sözleşmede işçi maaşı 20 günü geçemez diye bir madde var iken 6 aya kadar işçilerin maaşların içeride biriktirebilen Yerel Kamu Kurumların yöneticilerine ne demeli? İşçinin ne derece zararı olmaktadır? 

Çalışma şartları ve imkanları haksızlıklarla dolu olan ve ezilen taşeron işçilerine yapılan bu yük diğer kötü şartlardan da çok çok daha ağırdır. Bu duruma imkan vermek ve işlemek haksızlıktır, hak yemektir, karaktersizliktir hatta ve hatta hırsızlıktır...

Peki maaş alamayan personel ne yapmakta? Kredi kartlarına sarılarak alışverişini yapmakta, nakit avans çekmekte veya ya yakınından borç para almakta ya da kredili hesabından eksi para kullanmak zorunda kalacaktır. Bildiğiniz gibi tüm bu banka işlemlerinin aylık masrafı ve faizi bir birine yakındır.

Kısaca hesaplayın 1 yıl boyunca ortalama 4-5 maaş içeride olarak devamlı 1 maaş alarak veya alamayarak çalışın. Bu alamadığınğz maaşların masrafı aylık faizi 2 küsür olan bankalara ve kredi kartlarına ödediğiniz faizler maalesef 2 maaşa yakın yapmaktadır.

Yani boş yere giden para, emek, zaman, sağlık…

istifa et tazminatını alamazsın vb… 15 ay çalış 10 ay maaş al...

Mesela Haziran ayı kapıda daha mart ayının maaşları durmakta…

 

Şimdi sıra asıl soru da…

Sözde işçinin, halkın ve emeklinin hakkını savunan, hizmet için var olan sözde Sosyal Demokratlar nerede?

Onlar dava adamları iken; bunca yolsuzluklara imkan verilirse;

İişçinin, emeklinin, vatandaşın hakkını kim arayacak? Kim sahip çıkacak? Kim hizmet verecek?

Onlarca sene sadece oy için vatandaşa uğrayan, bunun dışında selam bile vermeyen muhatabına bile almayan ve memleketi için bir dikili taşı olmayan siyasetçilere de yazıklar olsun, yönettikleri yerel ve genel siyasete de.. Atam izindeyiz deyip izin kavramını tatil olarak algılayan da yazıklar olsun…

 

Başka bir konu üzerinde görüşmek dileğiyle; Kalın sağlıcakla...

En samimi, yürekten muhabbet ve saygılarımla...

Fatih ARDIÇ

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Malkaram Şehir Portalı