Emin Borazan
Malkara'da Geçmişin İzinde 1 : "Pir Ali Bin Nasuh"
9 Haziran 2016 Perşembe 14:12:54
Bu Yazı 1581 defa okundu.

Malkara'nın geçmişiyle ilgili genel bilgileri az çok hepimiz biliyoruz. Ancak bunun dışında daha özel, daha detaylı ve mercek altına alınmış bir Malkara tarihini sizlerle paylaşmak istiyorum. Malkara geçmişinde sayısız olayı, sayısız şahsiyeti bağrından çıkarmış müstesna bir Trakya kasabasıdır. Tıpkı diğer Trakya kasabaları gibi. Ülkemizde medeniyetin ve vatan severliğin Anadolu ile anılır olduğu günümüzde, Trakya da en az Anadolu'daki kadar bağrı yanık, cengaver yiğitler ve vuslata ermiş nice üstün şahsiyetler çıkarmış, tarihe sayısız eseri miras bırakmıştır. İşte içinde yaşadığımız Malkara'nın bilinmeyen tarihini ve şahsiyetlerini bulacaksınız bu yazıda. Bizim bugün üzerinde yaşadığımız bu diyarda zamanında kimler yaşamış ve neler yapmışlar? Merak ediyorsanız hadi başlayalım anlatmaya...

Devir Kanuni Sultan Süleyman'ın tahtta olduğu ve Osmanlı'nın cihana hükmettiği yıllar. Mısır'da yaşayan İbrahim Gülşeni Hazretleri'nin Kanuni'nin daveti üzerine gemiyle İstanbul'a geleceğini haber alan ve bu sırada Malkara'da ilim ve irfan öğreten büyük alim ve veli Pir Ali Efendi (Doğumu : ? - Ölümü : 1545) İbrahim Gülşeni Hazretleri'nin himmetinden faydalanmak amacıyla İstanbul'a gitmeyi kafasına koyar. Malkara'da Turhan Bey Camiin'de İmam ve hatip, sıbyan mektebinde de muallim ve müeddib, terbiyeci olan Pir Ali Efendi, zevcesine nafakasını temin için bırakacak kadar parası olmadığından boşanıp boşanmamak hususunda hanımını serbest bıraktı. Lakin hanımı boşanmak istemedi. Allahü Tealaya tevekkül edip yola çıktılar. İstanbul'a geldiler. Sabah vakti sâhilde denize bakarken, bir geminin yaklaştığını gördüler. Gemi Haliç'e gelip demir atınca, ondan, derviş kıyâfetinde bir grup insan çıktı. Pîr Ali Efendi bunların kim olduğunu sordu. İbrâhim Gülşenî olduğunu ve zamânın pâdişâhı Sultan Süleymân'ın dâveti üzerine İstanbul'a geldiğini söylediler. Sonra İbrâhim Gülşenî'nin yanına gitti. Elini öpmek için izin istedi. O zaman İbrâhim Gülşenî; "Pîr Ali Dede, bizi buraya getiren, senin bize olan muhabbetindir" buyurdu. İbrâhim Gülşenî, Uzun Çarşı yakınında bulunan Çandarlı İbrâhim Paşa konağına yerleşti. Burada Pîr Ali, İbrâhim Gülşenî hazretlerinden çok istifâde etti. İbrâhim Gülşenî İstanbul'dan ayrılıp, Mısır'a hareket edeceği zaman, Pîr Ali'ye memleketine dönmesini işâret edince, Malkara'ya geri döndü. İnsanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatıp öğretmeye devâm etti.

Pir Ali Efendi (Ali bin Nasûh) Kimdir ?

Osmanlı âlim ve velîlerinden. İsmi, Pîr Ali bin Nasûh'dur. Tekirdağ yakınlarındaki Malkara kasabasında doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1545 (H.952) yılında Malkara'da vefât etti. Vazife yaptığı mektebin bahçesinde defnedildi. (Rivayet odur ki günümüzde Hükümetin arkasında eskiden Star Düğün Salonu olarak bilinen o yerde Pir Ali Efendi Tekkesi olduğu söylenir. Kendisi de o tekkenin bahçesinde defnedilmiştir.) 

Annesinin babası Emîr Efendi, Cengiz askerlerinin İslâm ülkelerini istilâsıyla İran'dan Anadolu'ya göç etmiş ve Tekirdağ yakınındaki Rodoscuk'ta bir yere yerleşmişti. O civarda İvaz Fakîh köyü yakınında bir mağara kazıp, ibâdet ve tâatle meşgûl oldu.O târihte Malkara kâdısı olan Karpuz Yahyâ Efendi, bâzı kerâmetlerini görünce, ona talebe oldu. Kızını da Emîr Efendiye verdi. Emîr Efendinin bu iffetli hanımdan üç kızı dünyâya geldi. Kızlar büyüyüp âkıl-bâliğ olduklarında, her birine birer mıshaf-ı şerîf yazdı. O beldenin ahâlisinden sâlih üç kimse ile kızlarını evlendirdi. Bu üç kızdan birini, Ankara vilâyetinden gelip Malkara'ya yerleşen Hoca Kemâl'in oğlu Nasûh Halîfe ile evlendirmişti. Emîr Efendinin Nasûh Halîfe'ye verdiği kızından bir torunu dünyâya geldi. Bu, Pîr Ali Efendi idi.

Pîr Ali Efendi, önce memleketinde ilim tahsîl etti. Zamânındaki âlimlerden ilim öğrendi. Dînî ilimleri tahsîl ettikten sonra, Çelebi Halîfe'nin talebesi Bâyezîd-i Rûmî'nin hizmetinde bulundu. Bâyezîd-i Rûmî Edirne'de idi. Onun yanında, tasavvuf yolunda ilerlemeye, ahlâkını güzelleştirmeye çalıştı ve yüksek derecelere kavuştu. Zamânın aklî ve naklî ilimlerinde âlim, bâtın ilminde mâhir oldu. Bâyezîd-i Rûmî'nin 1500 (H. 905) yılında vefâtından sonra halîfesi oldu. Bilâhare memleketi olan Malkara'ya döndü.Muhammediyye adlı eserin sâhibi Yazıcı-zâde'nin torunlarından birinin kızı ile evlendi. Malkara'da Turhan Bey Câmiine imâm ve hatîb, sıbyan mektebine de muallim ve müeddib, terbiyeci oldu. Malkara'da yıllarca, insanlara ilim öğretmekle meşgûl oldu. Vefâtına kadar Allahü teâlâya ibâdetten, insanlara doğru yolu göstermekten bir an geri kalmadı. Pek güzel şiirleri vardı.

Pîr Ali Efendi,Malkara'daki vazifesine devâm ettiği sıralarda,Mısır'da bulunan İbrâhim Gülşenî hazretlerinin adı her tarafta duyulmuştu. Pîr Ali de, İbrâhim Gülşenî hazretlerinin büyüklüğünü işitip hizmetinde bulunmak istedi. Onun sohbetlerinde bulunmak için sabırsızlanıyordu.

 

Derler belâlı âşıka ya sabır ya sefer,

Sabrım tükendi lâzım olupdur bana sefer.

 

deyip, hemen yola çıkmak istedi. Nafakasını temin için bırakacak parası olmadığından, boşanıp boşanmamak husûsunda hanımını serbest bıraktı. Fakat hanımı boşanmak istemedi. Allahü teâlâya tevekkül edip yola çıktılar. İstanbul'a geldiler. Sabah vakti sâhilde denize bakarken, bir geminin yaklaştığını gördüler. Gemi Haliç'e gelip demir atınca, ondan, derviş kıyâfetinde bir grup insan çıktı. Pîr Ali Efendi bunların kim olduğunu sordu. İbrâhim Gülşenî olduğunu ve zamânın pâdişâhı Sultan Süleymân'ın dâveti üzerine İstanbul'a geldiğini söylediler. Sonra İbrâhim Gülşenî'nin yanına gitti. Elini öpmek için izin istedi. O zaman İbrâhim Gülşenî; "Pîr Ali Dede, bizi buraya getiren, senin bize olan muhabbetindir" buyurdu. İbrâhim Gülşenî, Uzun Çarşı yakınında bulunan Çandarlı İbrâhim Paşa konağına yerleşti. Burada Pîr Ali, İbrâhim Gülşenî hazretlerinden çok istifâde etti. İbrâhim Gülşenî İstanbul'dan ayrılıp, Mısır'a hareket edeceği zaman, Pîr Ali'ye memleketine dönmesini işâret edince, Malkara'ya geri döndü. İnsanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatıp öğretmeye devâm etti.

 

KAYNAKLAR

1) Şakâyık-ı Nu'mâniyye Zeyli (Atâî); s.68-69

2) Sicilli Osmânî; c.3, s.497

3) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.14, s.297

 

Malkara'nın önemli tarihi olaylarını ve kişilerini paylaşmaya, Malkara'nın geçmişine farklı bir pencereden bakmaya  devam edeceğiz. 

Şimdilik Allaha ısmarladık...

 

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Malkaram Şehir Portalı