Zühtü Kapıcı
Futbol Gerçeğinde Şaban Şenol ve Sonrası
8 Eylül 2016 Perşembe 17:43:25
Bu Yazı 2808 defa okundu.

    Futbol, şüphesiz günümüzün en çok ilgi gören ve sevilen bir spor dalıdır  . Hepimizde,  bazen oynayarak, bazen  seyirci olarak, kimi yönetici olarak  kimi de bahis oynayarak  az da olsa  bu spor dalına ilgi ve yönelim vardır.

         Biraz özelden genele gitmeye çalışırsak: futbol,  bir oyun, etkinlik, coşku ve tutkudur. Kişi, bu sporu yaparak  fiziksel ve zihinsel zindelik kazanır, ilk bakışta bile gönüllere ne kadar hoş geliyor değil mi? sonra ,  kişi, kafasındaki yorgunluklardan ve günümüzün çoğu hastalığına  temel olan stresten uzaklaşır. Bireyleri kaynaştırır, sosyalleştirir. Fertler için Fiziksel ve sosyal açıdan durum buyken; bir de işin ekonomik yönü var.  İşin bu tarafının tüm kamuoyunu ilgilendirdiğini düşünüyorum.  Bu sektörün ortaya çıkardığı dev gibi bir endüstri  vardır.   Daha çok kazanç elde etmek, daha çok üye yapmak adına profesyonel  örgütlenmeler kurularak; maç günü stat hasılatları yanı sıra, sponsorluk, naklen yayın, kombine ve loca satışları, lisanslı ürün satışları, isim kullanma hakları, spor okulları gibi gelir getirici olanaklara imkan sağlanmıştır. Bu da kulüpler arasında kıyasıya rekabete sebep olmuştur.  Bütün bunların sağlanması için hedef topluluk,  yukarıda bahsettiğimiz ilgili kitle, seyirci ve taraftarlardır. Bu sektörde yapılan her şeyin pazarıdır onlar.  Yeri gelmişken, taraftarlığın da nitelik kazanmasını çok isterim.  seyrederken, yorumlarken,  gerekirse kulüpleri  eleştirirken,  takımı için bir harcama yaparken yerine göre davranmalı, asla! birileri, tabiri bile zor olan  paralar kazanırken, onların yorumlarını, tartışmasını yaparken,  körü körüne arkadaşını, aile fertlerini,  sevdiklerini kırmamalı. Düşünsenize! çoğunu  sadece ekranlarda gördüğümüz, belki güç de olsa, bir karede birlikte olmanın dışında hayatın hiç bir anında bir daha karşılaşamayacağımız kişiler için; her gün yüz yüze geldiğimiz sevdiklerimizi yerin dibine sokuyoruz,  bazen  ölmelerini istercesine dövüyoruz ve maalesef ki bazen hakikaten   öldürüyoruz! Bunu bile yapıyoruz. Demek istediğimi anlıyorsunuz.  Bunu sadece bir oyun ve bunun meydana getirdiği  heyecan, neşe, hüzün gibi duyguları yaşayabilme olarak görmek gerekiyor.   Maçlara savaşa gider gibi gitmemeli,  bu meselede   Birazcık da profesyonel taraftarlık yapmak gerektiğini düşünüyorum.

        Futbol  olgusunu gündeme aldığım için bu dalda yapılan hizmetlerden ve kazançlardan bazı örnekler vererek  devam etmeye çalışacağım.  Yine bu konu, hem araç hem amaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Esnaf grupları için de futbol amacıyla gerekli ve yerinde yatırımlarla büyük kazanımlar elde edilmektedir. Örneğin: Aktif kitlelere hitap eden Oynatılarak  kazanç elde edilen  halı sahalar, büyük sahalar ve bunların yanında yer alan sosyal tesisler;  tuttuğu takımlarını veya diğerlerini   seyrettirerek  kazanç elde eden kıraathaneler, restoranlar, kafeteryalar gibi birçok  farklı kuruluş  futbolu araç ederek kazanç amacı gütmektedir. Bununla beraber bahis bayileri, ürün satan mağazalar hepsi için amaç gelir elde etmek, araç ise futbol.  Öyle ya da böyle milyonlarca hatta  milyarlarca kişiye mal olmuş bu sektör nasıl dikkate alınmasın, nasıl hayatımızın büyük bir parçası haline gelmesin.   

         Herkes için aynı şey geçerli olmayabilir tabi, meraklı olmayan, ilgilenmeyen bu alanın hiçbir yerinde var olmayan kişiler de vardır. Saygı duymak  ve aynı saygıyı da onlardan beklemek lazım.  Mutlaka çevremizde vardır, ya da duymuşuzdur: ''Aptal Oyunu'',''saçma bir iş'', ''gereksiz'', ''onu yapacağına bunu yap'' diyenleri... Şimdi! buna ne demeli? cevaben, Bu aptal oyun dediğin   şey olmasa, buraya kadar bahsedilen  ve belki de aklımıza gelmeyen daha bir çok şeyin, yani  kazanımların  da olamayacağını belirtmek gerekiyor. Herkes  empati  yapıp, öyle durum değerlendirmesi  yaparsa çok fazla sorun kalmaz zannediyorum.  Dedik ya saygı, hoşgörü çok önemli ve bizim toplumumuzda sadece bu alanda değil her alanda ihtiyacımız olan davranış biçimleridir. Hepimiz biliyoruz ki  bunları  diyenlerin de kendi dünyalarında mutlaka  bir hobisi, sevdiği ve ilgilendiği  bir meşgale vardır. Mesela,  Avcıya : '' ya kardeşim!  senin hiç işin mi yok dağ tepe geziyorsun.''  desen, veya kahvelerde kareyi kurmuş olanlara: '' bütün gün ver papazı al kızı, bundan ne zevk alıyorsun?'' desen gereksiz bir çatışmaya mahal vermiş olacaksın. Onun için bu tarz meselelerde herkes herkese saygı duymalı  ve  çeşitliliği kabullenmelidir.  

Şaban ŞENOL    

 

              Futbolda hepimizin gönlünde yer etmiş kahramanlar vardır. kimi  tuttuğumuz takımlarda, kimi milli takımlarda, kimi dünyaca ünlü kulüplerde bulunurlar.  Kimi de doğup büyüdüğümüz, yaşadığımız yerlerin kulüplerinde... Malkara'da  bir Şaban ŞENOL gerçeği vardı. Zannediyorum bu işle ilgili ilgisiz herkesin gönlünde yer etmiş ve sevilmiştir ŞabanŞenol.  Ben kendimi bildim bileli Malkara'da yörücekli Şaban idolu  vardı. Birçok kişi o'nu merak eder, örnek almaya çalışır, onun gibi oynamaya gayret gösterir, onun konuştuğu dilden beyanda bulunmaya çalışırdı.   O,  sportif başarılar kadar hayatının değişik alanlarında da gösterdiği başarılarla anılmış, takdir edilmiştir. En beğendiğim,  en imrendiğim özelliklerinden biri, hayata, her ne olursa olsun pozitif olan bakış açısıydı. Hiçbir zaman hiçbir meselenin moralini bozmasına izin vermez,  sürekli  herkes için en güzel olanını arar bulurdu. Cesur ve gözü pek biriydi. Dost ve akraba canlısı olduğu kadar, çok da  yardım sever biriydi.  Bunları onunla ilişkili olan, tanıyan herkes bilir. 

           Konu futbol oldu mu, Şaban Şenol'un yapmayacağı ya da yapamayacağı hiç bir şey yoktu. Bahsedildiği gibi kendini bu spora adamış olan Şenol, yıllarca sportif başarılarla dolu aktif futbolculuğu  yanı sıra; birçok organizasyonda,  Sosyal etkinlikte, kurumsal örgütlenmelerde ve Malkara futboluna faydalı olacak çalışmalarda, öncü olmuş, hiçbir fedakarlıktan geri kalmamıştı.

Aklına bir şey geldiği zaman, asla ertelemez hemen o işin peşine düşerdi. Bu özelliğine, yeri gelmişken   Aramızda geçen küçük bir anıyı sizinle paylaşarak  örneklendirmek istiyorum.

 yaklaşık 8-9 yıl önce, Gecenin yarımıydı. Sessizliğin tamamen  hakim olduğu bir anda  telefon acı acı çalıyordu. Çok korkmuştum. ''Bu saatte kim olabilir ki'', ''kesin kötü bir şey oldu.''  gibi düşünceler beynimin içinde birbirine çarpıyordu.   telefonu yedinci zil çalışında elime alabildim. Baktım. Numara kayıtlı değil,  isim çıkmıyor.  Kalbimin atışları hızlanmaya başladı.  Nihayet üzerimdeki sersemliği atıp telefonu açtığımda:

_''Kayınço nabıyon ?''  diye bir ses.

Şaban Şenol'un sesiydi. Ama bende numarası kayıtlıydı ismi neden çıkmamıştı.  

_''İyi enişte sen nabıyon,  hayırdır  bu saatte, maç mı var yoksa?'' diye takıldım.

_''Yok kayınço. Hazır ol!  bir iş üzerinde koşturuyordum, bugün de İstanbul'a geldim yetkili kişilerle görüştüm. Benden fazla teminat da almayacaklar, bağlantıları yaptım.

_''Enişte ne var dilinin altında?''

_''Sen elimiz ayağımız olacaksın. Bürokrasi, muhasebe,  işleri senin. Biz de halkla ilişkiler ve sportif ayağında işi götürücez.''

_''ya! söyle artık neymiş bu iş çatladım.''

_''Koçum!  Galatasaray futbol okulu kuruyoruz. plan hazır. Malkara adamakıllı  tesis görecek. Gör bak ne futbolcular yetiştiricez .''

Zihnimde hızlı bir tasarlama yapmadan,   İlk aklıma gelen:

_''Ben fenerliyim'' diyebildim şaşkınlıktan.  Sohbet koyulaşınca,  konuşmamızın sabaha karşı 04 'de bittiğini fark ettim. 

     Bu   meselenin sonucu ile alakalı ayrıntılara girerek sizleri sıkmak istemem. Burada vurgu yapmak istediğim şey; aklına gelen plan, program, düşünce her neyse, o işe doğru, daha yürümeden koşmaya  başlar, istediği sonuca ulaşmak için gösterilmesi gereken çabayı  vakti saati ne olursa olsun hemen icra etmeye başlardı.  

     Kısa Biyogrofisi

    Şaban ŞENOL; 1962 yılında Yörücek köyünde doğdu.  Dört kardeşin en küçüğü olup Şenol ailesinin özüydü. Spor tutkunu ve futbol aşığı bir ailenin ferdiydi. Nitekim   Ağbisi Recep ŞENOL  İstanbul kulüplerinde uzun yıllar amatör ve profesyonel futbol oynadı.  belli bir zaman sonra da spor dan ve futboldan kopamayarak  futbola  olan sevgisini birçok kulüpte yöneticilik yaparak gösterdi. Halen Malkara Veteranlar futbol takımının başkanlığını yapmaktadır. Şaban ŞENOL ,  küçükten meraklandığı futbola, resmen  1980 yıllarında Camiatik Doğansporda  başladı.  Kendini burada ispatladıktan sonra 1985 yılında Doğanspor'un  Malkara gençlik ile birleşmesi sonucu üçüncü ligde Malkaraspor'da  profesyonel  olarak oynamaya başladı. Burada uzun yıllar profesyonel  olarak oynadı ve kaptanlığını yaptı.  Futbolunun zirvesine çıkarak  Başarılı sezonlar geçirdi. Daha sonra amatöre dönerek Muratlı Arzuluspor , Kozyörükspor  ve Malkara Anadolu Lisesi'nin kaptanlığını yaptı. Yaşı ilerlediğinde o da ağbisi gibi kopamadı futboldan, birlikte 40 yaş üstü Malkara Veteranlar futbol takımını hayata geçirip yıllarca Şaban ŞENOL'UN kaptanlığında  Trakya Veteranlar Liginde oynadılar. Tüm bu başarıların gizli kahramanlarından  hayat arkadaşı eşi müberra hanım  vardı. Onu bu konuda her zaman destekledi ve bir çok maçlarına bizzat giderek desteğini esirgemedi. sporcu ailenin aktif olarak oynamaya devam eden  Rahmetlinin  Yeğeni Uğurcan ŞENOL! ondan bahsetmeden olmaz!   şu anda futbola  Malkarasporda devam ediyor.  onu  Şaban'ın veli ahtı olarak görüyorum futbola olan merakı ve bir çok kulüpte gösterdiği başarılı performans bunun sinyalini veriyor. Eminim o da bu sorumluluğu üzerinde layıkıyla taşıyacaktır, bize oyunuyla, duruşuyla  rahmetliyi fazlasıyla hatırlatacaktır.

Şaban ŞENOL!  Hayatının son gününde Yörücek Mahallesinin kaptanlığını yaptı.

 

 

 

 

Son Gün

   Tarih: 12.06.2016 pazar. Hava çok sıcak  nefes bile almakta zorlanıyorduk.  Böyle bir günde Yörücek-Erenlerspor arasında  Malkara Belediyesinin düzenlediği  mahalleler arası futbol müsabakası vardı. Yörüceksporun  muhakkak yenmesi lazım yani puana ihtiyaç vardı.  Maç dengeli başladı, karşılıklı ataklardan sonra yörücekspor, oyuna ağırlığını koydu ve Şaban ŞENOL'UN bir de gol atarak güzel oyununu taçlandırmasıyla maçı kazanmasını bildi. Bu maçta ŞENOL, defalarca faule maruz kalmış, en son burnuna ağır bir darbe almıştı. Bir süre  kanama ve ağrı sebebiyle sağlık görevlileri tarafından tedavisi için saha kenarına alınmıştı. bir kaç dakikalık sersemlikten sonra, etrafına ateş saçarcasına beni niye kenara aldınız, ne işim var burda, ben sahaya giriyorum diye bağırarak kendini saha içine attı ve ilk pozisyonu takip etmeye başlamıştı. Herkeste aynı şaşkınlık ifadesi ile birlikte dudaklarının arasında şu ifade duyuluyordu: ''Helal olsun be!. Adama bak bu yaşta bu hırs, bu mücadele. Nasıl oluyor bu.'' Oluyor işte!  Bahsettiğimiz bu adam: 54 yaşındaydı , takımının kaptanı ve en fazla mücadele eden  maestrosuydu.    Evet,  demiştik ya pes etmeyi hiç mi hiç bilmez amacına, hedefine doğru belki de canı pahasına  giderdi. Şaban ŞENOL'un  Muhteşem  mücadelesi ve takımını ateşlemesi sonucunda  Yörücek,  anlamlı ve   umut veren bir galibiyet almıştı. Herkes çok sevinmiş özellikle Şaban'ı  tebrik etmek için sıraya girmişlerdi. Dinlendikten sonra bir sonraki maçı tatlı bir yorgunlukla  seyretmeye daldılar. Seyrederken de, Yörücek Mahallesinin ileri gelenlerinden ve Şaban ŞENOL'UN ağbisi Recep ŞENOL, Muhtar Saim gibi daha bir çok ismin öncülüğünde organizasyon yapılmış, mükemmel bir piknik sofrası kurulmuştu. Hem eğlendiler hem dinlendiler . Herkes Şaban'a:'' bir şeyin var mı?  seni hastaneye götürelim ağır darbe aldın.'' diyordu. Ama nafile bilen bilir O hep söylediği lafını tekrarlıyordu : ''Bana bir şey olmaz nolur bu darbeden böyle şeylerden yıkılacak adam değiliz biz koçum'' diyordu.  Diğer maç ta bitmişti, artık yola çıkma zamanı gelmişti. Güle oynaya  Sağlamtaştan Malkara'ya varıldıktan sonra kimi köye gitti kimi de kasabada kaldı. Şaban, o gün Türkiye'nin,  Euro 2016 elemelerinde grubunda Hırvatistanla oynadığı ilk maçını da seyrettikten sonra   Yörücekte yapılacak işlerle de meşgul olmuş, saman balyası taşımış veya taşıtmıştı, hiç bir işini aksatmazdı. Bu işlere de herkesten önce yetişir hallederdi. Şöyle bir şey söylesem abartmış olmam;  Yöremizde,  Futbolla hiç bir ilgisi olmayan en iyi çiftçiden daha iyi bir çiftçi ; Futbolu en iyi ben bilir ve oynarım diyen futbolcudan da çok ama çok daha iyi bir futbolcuydu tam bir futbol delisiydi.    Gücü, yeteneği, zekası onu meşgul olduğu alanlarda hep ön planda tutmuştu.    Yine çarcabuk o işlerini de toparlamış.  Evinde biraz dinlendikten sonra kahveye çıkmış, çaydır, sohbettir şakalaşmadır derken,  vakit geçirmeye başlamıştı.  Şaban, iki veya üç arkadaşının olduğu Masada oturup sohbet ederken kahvecinin yanlarından geçtiği anda ona seslendi :

 ''Hani su getirecektin?  beni takmıyor musun yoksa..''  diyerek seslendi. Kahveci de:

''Kalk al oğlum. Uşağın mı var çeşme de orda; bardak ta.''   karşılığını vererek onun takılmasına aynı yönde karşılık vermiş ve şakalaşmışlardı. Şaban kahvenin ocak tarafına tezgaha doğru yönelmiş çeşmeden suyunu doldurup içmeye başlamıştı. Çok değil  bir kaç saniye geçmemişti ki tezgahın arkasında ses duyuldu.    Başta kahveci  ocağın yanına gelip baktıklarında; o koca çınar yıkılmış yaşam savaşı vermeye başlamıştı. Hastaneye getirilmiş ve büyük çabalar gösterilmiş, yaşama dönmesi  için doktorlar ve personelce  umutla beklenirken,  dışarıda muazzam bir kalabalık verilecek güzel bi haberin bekçiliğini yapmaya başladı. Kimse bunu kendine konduramıyor böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal bile vermiyordu. Nasıl olurdu ki bugün  yörücek takımında oynamış büyük bir mücadele örneği göstermiş golünü bile atmış ve sonrasında gündelik işlerine dönmüş dimdik ayakta yine neşeli yine dinç....Daha bir saat önce arkadaşlarıyla sakalaşmış eğlenmiş . Olamazdı, mümkün değildi  böyle bir şey . 

Yani: '' nasıl olur'', ''az önce birlikteydik'', ''telefonda konuştuk bir şeyi yoktu'' , mırıltıları arasında bekleşirken :

Maalesef ki     O duymak istemediğimiz , kafamıza balyoz gibi düşen haber gelmiş, hak tecelli etmişti.

Sonrası nı  anlatamam, Ailesinin yaşadıklarını... Allah gani gani rahmet eylesin.  Mekanı cennet olsun. Aramızdan ebedi ayrılmasına,  toprağa defnederken inanmış, bu durumu  ancak o zaman kabullenebilmiştim.

          Cenazesinde şuna hep birlikte şahit olduk ki : Evrensel bir çekiciliği olan futbol, Şaban ŞENOL'A    nice dostlar, arkadaşlar kazandırmış  ve  son görevde yine tam kadro bir araya gelmişlerdi.  Türkiye'nin  dört bir yanından hatta yurtdışından gelenlerin olduğunu gördük.  

          Birbirine bağlı spor sevdalısı aileden geride kalan,  spor bayrağını taşımaya devam eden yönetici olarak Recep ŞENOL ve futbolcu oğlu, Uğurcan ŞENOL kalmıştı. Uğurcan ŞENOL da şu an rahmetli  amcasının yıllarca oynadığı takıma hizmet vermeye devam ediyor Malkaraspor  için ter döküyor. Onlar şimdiden sonra yaptığı işlerin sorumluluğunu daha fazla alıyor ve bunun Malkara için gerekli olduğu bilincini taşıyorlar. Bu bağlamda Şaban Şenol'u her platformda anarak onu ve onun başarılarını yaşatarak örnek olmaya çalışıyorlar.  Recep ŞENOL' un takdire şayan şu beyanını da paylaşmadan geçemeyeceğim:

''Özümüze sahip çıkalım. Özüne sahip çıkmayan kendine yabancı kalır.''   

         ŞABAN ŞENOL  SONRASI

 

          Rahmetli Şaban Malkara'da  bir ekol oldu. Ardından,  kendisinden ve içinde olduğu  hayatını adadığı  belki de  uğrunda öldüğü futboldan daha çok konuşulmaya başlandı.  Adına ve anısına; organizasyonlar yapılmaya, turnuvalar düzenlenmeye başlandı. Futbol adına  bunu son derece olumlu ve umut verici buluyorum.  Bu akımı enerjiye çevirip sonucunda güzel kazanımlar elde edilebileceğini düşünüyorum. Mesela  bugünlerde,   Şaban ŞENOL ve Salim YENER anısına Malkara Kaymakamlığı'nın   düzenlediği halı saha futbol turnuvası var. Yanılmıyorsam katılım da önceki turnuvalara göre oldukça yüksek.  30 kadar takım turnuvaya katılmış. Gördüğümüz kadarıyla genci yaşlısı, köylüsü kentlisi herkes bu futbol duayenleri anısına oradalar , onların isimleri hatırına ter döküyorlar. Bu takımlarda öyle yetenekli, meraklı arkadaşlar vardır ki, işte tam bu noktada   Futbolun başındaki etkili, yetkili, öncü kişilerine büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.  Yetenekleri belirleme, deneme ve kazanma sürecini çok iyi işlemeleri lazım. Buna Malkaramızın ihtiyacı var. Daha nice Şaban ŞENOLLARIN yetişmesi için Malkaraspora değer kazandırmak için bu tür etkinlikleri fırsata dönüştürmeliyiz.  Bu manada bu turnuvayı düzenlemede emekleri olan Malkara Kaymakamlığına, Sorumlu Göksel Beye,  Şaban Şenolun abisi ve Malkara Veteranların  Başkanı olan Recep Şenol'a ayrıca teşekkürü borç bilirim. Güzel amaçlara,heveslere, ortamlara vesile oluyorlar. Sosyal etkinlik açısından kısıtlı olan Malkaramızda böyle faaliyetler oldukça; oynayanı, seyircisi, habercisi ve en  önemlisi az evvel ifade ettiğim gibi oyuncu kazanmak adına yöneticilerimize güzel bir meşgale olacaktır.  

Umarım ilgili olan kişi ve kurumlar gerekli hassasiyetleri  göstererek Malkaramızı tekrar profesyonel liglere kavuştururlar. Bu,  kentimizin tanıtımına, sosyal ve ekonomik kalkınmasına, gençlere daha çok örnek ve teşvik olmasına büyük katkı sağlayacaktır.

Gençler   

Özellikle  gençlere de buradan seslenmek istiyorum! Bakın rahmetli  Şaban 54 yaşında öldüğü güne kadar futbol oynadı. Son maçını oynadı ve son golünü attı takımı, köyü için. Neden?  futbola olan aşkı ve bu yönde örnek olma, teşvik etme   düşüncesi olduğu için.  Mesaj vermek, ders vermek istiyordu.   Sizlere çok değer verir, çok severdi. Şimdiki imkanların eskisinden çok daha güzel, çok daha kolay olduğundan bahseder , sürekli Malkara'nın futbol imalatçısı olmasını isterdi. Bunda mutlaka sağlanan imkanlar, olanaklar özendirici faaliyetler önemli yer tutuyor ama biraz da sizin kendi elinizde değil mi bazı şeyler? Kahvelerde, barlarda vb. yerlerde takılmayın demeyeceğim. Sadece biraz daha aktif olun belli günler kendinizi meraklı veya yetenekli olduğunuz dalda spora verin. Playstation  oynayarak almaya çalıştığınız keyfi bir de gidin sahada deneyin, ter atın.  Benzer mi  hiç bir işin kendisini gerçeğini yapmak varken yapmacığı , sunisiyle monotonlaşmaya.  Orda paylaştığınız ortak hisler, duygular hedefler eylemler var . Her şey doğal, yapmacık bir şey yok. Sahaya girdiğin zaman yeşile ayak bastığında , eğer saha çimse mis gibi çimen kokusunu içine çektiğinde,  değil o andaki arkadaşlarına dünyaya bakış açın değişiyor. Orda eşitlik, kardeşlik gönül hoşluğu var. Kandırmaca, aldatmaca, düzmece,kurmaca, yalan dolan, birbirini çekiştirmece yok. Kramponlarını ya da spor ayakkabılarını giydiğinde statü farkı, üstünlük, büyüklük, amirlik memurluk yok tek kelimeyle hayat var, mutluluk var. Bu ortamlara da hayatınızda  önemli yerler verin hiç bir şey kaybetmeyecek aksine bir çok şey kazanacaksınız. Daha çok zindelik, daha çok fiziksel gelişim, daha çok iletişim, daha çok arkadaş ve daha çok mutluluk....

          Amacımız rahmetli Şaban ŞENOL'U daha fazla ve farklı dillerde dualara katabilmek, özdeşleştiği, miras olarak bıraktığı, futbol ve spora daha fazla merakla ilgi uyandırabilmekti. Allah rahmet eylesin   Mekanı cennet olsun,  Allah başta ailesine ve tüm sevdiklerine sabırlar versin. Bu güzel insan ve tüm, ebedi aleme göç etmişlerin ruhlarına   EL_ FATİHA...

Sonraki Yazılarımda Görüşmek Dileğiyle...

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Malkaram Şehir Portalı